Organik, Serbest Gezen, Glütensiz, Trans Yağ İçermez Mesajları Aslında Ne Demektir?

0

Ne yazık ki; hayattaki en önemli şeyin para olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Sanayi devrimi ve sonrasında gelişen teknoloji ile para bağımlılığı artmış durumda ve hatta para hırsı öyle noktalara gelmiş bulunuyor ki insan sağlığını, sevgiyi ve dostluğu hiçe sayıyoruz. Neredeyse tüm kapitalist şirketler iki kuruş daha fazla kazanmak uğruna insan sağlığını yoksayıyor.

Peki bir insan neden hasta olur?

Hastalık mutfaktan geçer lafını duymuşsunuzdur. Genetik bir probleminiz yoksa hasta olmanızdaki en büyük neden kötü veya yetersiz besleniyor olmanızdır. Etrafta dönen onlarca farklı diyet, her doktordan farklı öneriler olunca insan da nasıl besleneceğini şaşırıyor. Kimisi eti yasaklarken, kimisi sağlıklı buluyor. Bir tanesi tereyağ yiyebilirsiniz derken bir diğeri sadece zeytinyağı kullanın diyor. Durum böyle olunca doğru beslenmekte zorlaşıyor.

İlk paragrafta para konusu ile giriş yaptıktan sonra beslenme ile devam ettim. Konuyu nereye bağlayacağımı merak etmişsinizdir. Yakın zamanda okuduğum bir kitaptan size yol göstereceğini düşündüğüm bir bölümü paylaşacağım. Kitabın adı “Besin Paradoksu” ve yazarı da kalp cerrahisi uzmanı olan Steven R. Gundry.

Bahsedeceğim bölümde organik, serbest gezen, glütensiz gibi kodların aslında ne demek olduğunu göreceksiniz. Bundan sonra bir şeyi satın alırken birden fazla düşüneceğiniz kesin.

Tekrarlıyorum çünkü bunlar önemli. Glütensiz, organik, serbest gezen, trans yağ içermez, kolesterolsüz, vb. gibi mesajların aslında demek istedikleri nelerdir?


  1. “Tamamen vejetaryen beslenmiştir”

    Tercümesi: Tahıl, sözde tahıl ve soya içerir ve muhtemelen hepsi GDO’ludur. Genellikle kümes hayvanlarından elde edilen ürünlerde bulunur.

  2. “Serbest gezen”

    Tercümesi: Yasaya göre serbest gezen(kümessiz) etiketi alan tavukların, kapıları küçük çimenlik bir alana günde birkaç saat açıldığı müddetçe bir ardiyede sıkışık bir şekilde durmasında ve mısır ya da soya fasülyesi ile beslenmesinde bir sakınca yoktur. Tabi ki kalabalık ortamlarda, çoğu tavuğun gün ışığını görmesi bile mümkün olmayacaktır.

  3. “Glütensiz”

    Tercümesi: Glüten içermez ama glüten içeren diğer ürünlere göre daha fazla şeker ve lektin ilava edilmiştir. Lektin de oldukça zararlı bir protein türüdür.

  4. “Tamamen doğal”

    Tercümesi: Kasırga, fırtına, deprem ve arsenik de öyledir. Bu, çok anlamsız bir terim olduğundan literatürde açıklaması dahi yapılmamıştır. Bizler hakkımız olarak doğal değil sağlıklı olmasını beklemekteyiz. Doğal olması sağlıklı olduğunu da göstermemektedir.

  5. “Kolesterolsüz”, “Transa yağ içermez”, “Kısmen hidrojene edilmiştir”

    Tercümesi: Bu ürünlerde, büyük ölçüde kötü omega-6 yağları vardır.

  6. “Yapay içerik içermez”

    Tercümesi: Fare dışkısında da yapay hiçbir şey yoktur. En iyimser bakış açısıyla, bununda bir anlamı olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü doğal olup zararlı olan bir sürü şey var. Önemli olan yapay olmaması mı yoksa sağlıklı olması mı?

  7. “Kalp sağlığına dost”

    Tercümesi: Big Food ve Big Pharma ilaç şirketleri bunu yemenizi istiyor. Ve bu arada Amerikan FDA tarafından “Kalp sağlığına iyi” olarak etiketlenen ürünlerden biri renklendirilmiş kahvaltılık gevrek iken sağlıklı olan avokado, somon balığı ve çerezler uygun görülmemektedir.
    Bu şekilde yanlış etiketlendirmelerin en büyük sebebi; Söz sahibi olup etiketleri koyan kuruluşların sponsorları arasında fast food veya gazlı içecek markalarınında olmasıdır.
    Durum böyle olunca FDA gibi diğer kuruluşlarda hamburger veya gazlı içecekler için zararlı etiketini kullanamaz.

  8. “Tamamen organik içerik”

    Tercümesi: Alıcı dikkatli olmalıdır. Arsenik organiktir ve bunu sözde organik beslenen tavuklara yedirmek de tamamen yasaldır. Büyük bir antibiyotik ve endokrin bozguncusudur. GDO’lu ürünler de organik olarak yetiştirilirse “organik” etiketi alabilir.


Yukarıda saydığım etiketlerin ürün fiyatlarını arttırdığını görüyoruz ama aslında hiçte sağlıklı olmadıklarını öğrenmiş bulunmaktayız.

Aşağıdaki sıkıntılara muzdaripseniz beslenmenizi düzelterek ve yukarıda 8 madde ile belirttiğim konulara dikkat ederek bu sıkıntılarda kurtulabilirsiniz.

Reflü, eklem ağrıları, akne, lekeler, alerjiler, saç dökülmesi, anemi, astım, şişkinlik ve gaz, kemik erimesi, bilinç bulanıklığı, kronik yorgunluk, kramplar, kalınbağırsak polipleri, bunama, depresyon, baş ağrıları, hafıza kaybı, migren ağrıları ve içerisine kanseri de alabileceğimiz daha birçok hastalığa yakalanma sebebiniz kötü beslenmenizdir.


Peki algımızı kullanarak zengin olan bu gıda kuruluşları için neler yapabiliriz?

Açıkcası bende bilmiyorum. En iyisi yetecek kadarını kendimiz üretmek. Haftanın bir günü aktivite olarak balık tutmak ve eti böyle sağlamak. Veya kendi tavuğumuzu yetiştirmek…

En iyi ihtimalle de sebze ve meyvelerimizi büyük zincirlerden değilde yerel üreticiden satın almak. En azından iyi niyetimle, onların daha dürüst olacaklarını, büyük üreticilerin başvurduğu pis yolları bilmediklerini ve kullanmadıklarını varsayıyorum.

Bunun yanında paketlenmiş hiçbir gıda satın alınmamalı, sadece sebze ve meyveyi mevsiminde tüketmeli. Bunun yanında kendi yoğurt, ayran, kefir veya turşumuzu da kendimiz yapmalıyız…

Evde yoğurt yapımı. Yoğurt mayalamanın püf noktaları.
Kefir Nedir? Evde Kefir Yapımı. Kefirin Faydaları.

Arkadaşlar yukarıda bahsettiğim konular çok ciddi konulardır. Lütfen bu yazımı sosyal medyada paylaşın ve sevdiklerinizin bir gıda ürünü satın alırken düştüğü tuzakları farketmesini sağlayın.

Paylas.

Yorum Yap