Gerçekten Seçimlerimiz ve Kararlarımız Bize Mi Ait?

0

Sosyologlar grup ve toplumlara “analiz birimi” olarak bakarlar. Toplum kuralları ve normlarına uymayan insanları incelerken, edindikleri sonuçlar karşısında hayrete düşerler.

Mesela okul üniforması giymemek için onca uğraş veren ergenlerin hepsi sonuçta aynı şeyi giymektedir. Bende ortaokul ve lise yıllarımda okul pantalonunu beğenmiyor ve daha koyu renk bir pantolon tercih ediyordum. Okuldaki tüm erkekler de böyleydi. Sonuçta farklılaşalım derken yine aynı oluyorduk.

Veya toplum moda olduğunu belirttiği için beğenmediğimiz veya rahat olmayan birçok kıyafeti giyebiliyoruz. Tüm bu seçimler aslında mantıksız ama topluma uyma eğilimi yüzünden kabul ettiğimiz davranışlardır.

İnsanlar emin olmadıkları durumlarda, güvendikleri ve tutarlı yaşıtlarının davranışlarını izlemeye eğilimlidir. Bunla ilgili bir sürü deney yapılmıştır.

Muzaffer Şerif tarafından yapılan bir çalışmada, öğrencilerden karanlık bir odada oturup tek bir ışık noktasına bakmaları istenir. Bu nokta hareket ettiğinde öğrenciler haber verecek ve nereye doğru, ne kadar hareket ettiğini söyleyeceklerdi. Aslında ışık sabit tutuldu fakat deneyi gerçekleştirenin işbirlikçileri ışığın hareket ettiğini iddia etti. Ve bunu bilmeyen diğer öğrencilerin çoğu bu işbirlikçilerden etkilenip, onların yargılarını kabul etme eğilimi gösterdiler. En sonunda çoğu aslında sabit olan ışığın hareket ettiğini düşündü.

Yukarıdaki gibi birçok deney yapılmıştır ve toplum içinde insanların başkalarına uyum gösterdiği kesin olarak gözlemlenmiştir.

Karar verirken veya uyum gösterirken bazı etmenler bizi etkilemektedir. Bu etmenleri bazıları aşağıdakiler gibidir:

  • Görevin zorluğu ve belirsizliği – Görevin zorluğu ve belirsizliği zorlaştıkça, insanlar bilgi kaynağı olarak diğerlerine bakarlar.
  • Kaynağın kesinliği – Kişi, karar veren diğer kişilere ne kadar güveniyor ve doğruluğundan eminse, onlara uyma eğilimi de artar.
  • Grup bileşimi ve çekicilik – Yüksek statülü ve prestijli bir kişiye uyumlu yanıt verilmesi daha yüksek bir ihtimaldir. Sizi daha kolay etkileyebilir.
  • Grubun önceki başarısı – İnsanlar sürekli kaybeden bir gruba değil de başarılı bir geçmişi olan gruba uyum gösterme eğilimindedirler.

Peki neden uyum gösteririz?

İnsanlar haklı olmak ve sevilmek isterler, bu yüzden uyum gösterirler. Nasıl davranacağı konusunda ipuçları ararlar. Neyin doğru olduğunu sorgularlar. Bu noktada kendimizden daha az, etrafımızdakilerden daha fazla şey bildiğine inandığımız ölçüde “kalabalığın peşinden gideriz.”

Toplumsal bir gruba üye olmayı isteriz ve bunun için de kuralları ve normları izlememiz gerekir. Uymayı topluma kabul olarak görürüz. İşte toplumsal baskının özü de budur.

Kendine olan güvenin ne kadar azsa diğerlerine uyum göstermen o kadar fazladır çünkü kendi başına bir şeyleri başarabileceğini düşünemezsin. Sende çevrene uyum gösterir ve herkesin yaptığını tekrarlarsın. Kendinden eminsen de, kimseyi dinlemez ve kendi kararlarını verebilirsin.

Sonuç olarak kendimizden emin olduğumuz kadar bireysel tercihlerimizle yaşarız. Eğer karakter olarak kararsız bir mizaca sahipsek te çevremizin bizi yönlendirdiği şekilde hareket ederiz. Çoğu insan kararsız kaldığı için ailesinin, akrabalarının, yakın arkadaşlarının ve iş arkadaşlarının fikirlerine uyarak kararlar verir. Okuyacağı üniversiteyi seçerken ilk merci ailedir. Evleneceği kişiyi bile aile onayından geçirmek zorundadır. Bunun benzeri örnekleri çoğaltmak zor olmayacaktır…

Bence “kalbinin sesini dinle” kuralına uymak gerek. Kalp sesi aslında beyninizin size söylemek istediğidir. Kararlı olun ve baskı altına girmeden kendi seçimlerinizi uygulayın. Sonucunda bir sıkıntı yaşayacaksanız en azından kendi seçiminizden dolayı yaşayın, bir başkasının değil.

Bu yazımdan başkalarınıda haberdar etmek için aşağıda yer alan sosyal medya paylaşım düğmelerini kullanabilirsiniz.

Fikir ve eklemelerinizi yorumlarda bekliyorum.

Hepinize sağlıklı, mutlu bir gün dilerim…

Paylas.

Yorum Yap